All posts filed under: BAŞKA?

Düşününce insan yazmak istiyor bazen…

“Ermeni Meselesi Hallolunmuştur”

100 yıl sonra, o günlerde belki tam olarak değil ama yaklaşık olarak neler yaşandığını öğrenmeye, anlamaya çalışmanın zamanı halen gelmedi mi peki? 1915 üzerine Türkçe ve bilhassa diğer dillerde pek çok kaynak olduğu kesin. Ancak böylesine “tartışmalı” bir konuyu bilimsel, tarihi ve sosyolojik perspektiften, güvenilir ve belgelere dayanan bir çalışmadan okumanın gerekliliği de ortada.

Yirminci Yüzyıl’da “Özgürlük ve Saçma”: Sartre, Camus ve Merleau-Ponty

Bugünlerde, 2013 yılında SAY Yayınları tarafından yayınlanan, alanında saygın pedagog Roger-Pol Droit imzalı “20. Yüzyıla Yön Veren 20 Büyük Filozof” adlı kitabı okuyorum. 2012 yılında hayata veda eden tarih efsanesi Hobsbawn’ın “Aşırılıklar Çağı” diye nitelediği Yirminci Yüzyıl’ın düşünce haritasını çıkarmaya çalışan Droit, takdir edersiniz ki meselelerin derinine inmek yerine, “kuş bakışı bir fotoğraf” çekiyor bu kitapta…

Yazmanın Gerçekten Bir Kuralı Var Mı?

Usta yazarlardan daha tek bir kitabı çıkanlara herkes “Nasıl yazılır?” sorusundaki efsununun peşine düşmüş sanki. Öte yandan edebiyatın da resim, sinema yahut müzik gibi bir sanat olduğunu kabul ettiğimizde, yazmanın da pekala öğretilebilir olduğunu itiraf etmek mecburiyetindeyiz. Ama belki de en başa dönüp sorgulamamız gerekiyor: Yazmanın gerçekten bir kuralı var mı?

“Edebiyata Övgü” ya da “İyi Ki Doğdun K24!”

Bağımsız gazetecilik platformları T24 ve P24’ün ortaklaşa bir çabayla kurduğu, çevrimiçi “Kitap Kültür Kritik” dergisi K24 geçtiğimiz günlerde “usul usul sözünü söyleyerek” yayın hayatına başladı. Sükût Suikastı’ndan K24’e bir selam göndermek ve “hoşgeldin” ya da “İyi ki doğdun” dileklerimizi iletmek de farz oldu. Ne de olsa bu kültür ortamında “beraber güneşe gülüp, beraber dövüşeceğiz”…