Edebiyat, Sevdiğim Yazarlar
Comments 2

Bir tavsiye: Murat Gülsoy’un kitaplarını (ç)alın!

Sevgili Okur,

Size bir yazardan bahsetmek istiyorum. İsmi: Murat Gülsoy.  46 yaşında, Boğaziçi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi, İstanbul’da yaşıyor. İlk kitabı “Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul” 1999 yılında Can Yayınları tarafından basılmış. Yaklaşık 30 yıldır yazan, yazdıklarını son 14 yıllık süreçte kitap olarak yayımlatan yazarın, bugüne kadar Can Yayınları’ndan toplam 13 kitabı çıkmış. En son 2013 yılında Nisyan adındaki romanını okurlara sunmuş sevgili yazarımız. Onunla ilk kez ne zaman, nerede ve nasıl karşılaştığımı şimdi tam olarak hatırlamıyorum. Oysa bir gün bu yazıyı yazacağımı bilseydim o günü muhakkak aklımda tutmaya çalışırdım. Yanlış hatırlamıyorsam bir iki yıl öncesiydi, blogunda Oğuz Atay hakkında bir yazıya rast gelmiştim. O günden bu yana da, konuşmalarını, söyleşilerini, yazdıklarını hep uzaktan takip ettim. Uzaktan, çünkü itiraf etmem gerekirse, birkaç ay öncesine kadar yazarımızın hiçbir kitabını okumamıştım. Neden?

Edebiyatseverlere tanıdık gelecek bir inanış vardır: Kitaplarını çok sevdiğiniz yazarların biyografilerine hep biraz tereddütle yaklaşırsınız. Belki de sevdiğiniz o yazar faşist rejime destek vermiştir ya da sizin “fitratınıza” uymayan düşünceleri vardır vb. Benim Murat Gülsoy açısından tecrübem ise bu durumun tersinin de geçerli olduğunu gösteriyor. Yani fikirlerini beğendiğim bir yazarın, bu kez kurmaca yapıtlarına aynı tereddütle yaklaş(ama)mak. Tereddütümün sebebi de gayet anlaşılır: Edebiyata yaklaşımını bu denli takdir ettiğim Murat Gülsoy’un öykü ve romanlarını ya okur da beğenmezsem? Değil mi ki, kurmaca edebi metinler fikirlerle değil kelimelerle yazılıyor!

Neyse insan hayatta korkularıyla, edebiyatta ise ustalarıyla yüzleşmeyi bilmeli, diyerek yakın zamanda üç kitabını okudum Gülsoy’un. İlk iki öykü kitabı, “Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul” ve  “Bu Kitabı Çalın” kitapları ile verdiği yaratıcı yazarlık derslerinin ürünü -ya da temeli- olan “Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık” kitabını okuduktan sonra, aslında korkulacak bir şey olmadığını, bilakis bu tanışmada geç bile kaldığımı anladım. Bu satırları yazmaktaki ilk amacım, eğer henüz tanışmadıysanız sizi yazarla tanıştırmak. Bunun yanında Murat Gülsoy’un ilk iki öykü kitabında yarattığı kurmaca dünyanın “herkes tarafından bilinen sırları”nı ve yazarın “ihlal ettiği kuralları” ortaya koyabilmek. Burada “Büyübozumu” kitabından yola çıkacağım için sevgili okur, önce o kitap hakkında yazdığım değerlendirme yazısını okuyarak yola koyulabilirsiniz.

Magritte - La lectrice soumise, 1928

Merakınızı kışkırttığımı umut ediyorum. Sizi biraz merakınızla baş başa bırakmak için de bu mektubu kısa kesiyorum! Hal böyle olunca, bir sonraki mektubu beklemekten başka çareniz kalmıyor, tabi eğer bana cevap yaznak isterseniz, gelecek Çarşamba’ya kadar beklerim sevgili okur.

Size bu mektupla birlikte bir de resim gönderiyorum. En sevdiğim ressam olan Belçikalı “sürrealist” René Magritte’in, La Lectrice Soumise (Uysal Okur yahut İtaatkar Okur diye çevrilebilir) adlı bu resmi 1928 yılına ait. Bu resmi neden gönderdiğimi merak ediyorsanız, öncelikle resme dikkatle bakmanızı ve de bahsettiğim yazarın kitap kapaklarına dikkat etmenizi naçizane tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.

 İmza: Bir Dost

2 Comments

  1. Geri bildirim: Bir sır: Ben (Murat Gülsoy’un yazdığı) bir hikayeyim… | sinedebiyatro

  2. Geri bildirim: Bir iddia: Murat Gülsoy benim! | sinedebiyatro

Yorum yapmak ister misiniz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s