Auteurs, Benim Filmlerim, Sinema
Comments 2

Holy Motors: Sinema Kutsaldır!

Leos Carax’ın uzunca bir aradan sonra çektiği Holy Motors, sinemanın ne olduğunu iyice özümseyen bir yönetmenin sinema tarihine verdiği güçlü bir yanıt gibi… Bütün dünyanın bir sahne, yaşamınsa bir oyun olduğu bu film, tüm görkemiyle bize tek bir cümleyi fısıldıyor: Sinema Kutsaldır!

Holy Motors

iFİstanbul’da yer alan filmin tanıtımında şu ifadeye yer verilmişti: “Yönetmeni dahil kimse ne hakkında olduğunu tam anlayamıyor – ama herkes bayılıyor!“. Bayılma konusunda hemfikirim esasen, ancak itirazım filmin ne hakkında olduğunun anlaşılmaması. Bana sorarsanız film, sinema hakkında bir film. Oysa biliyorum, Carax bu düşünceye katılmıyor, verdiği bir çok söyleşide kendisine bu soru yöneltildiğinde, filmin “sanal gerçek” bugünün dünyasında hayatta olmayı anlattığını söylüyor, bir önerk için bkz. FilmMaker Magazine’e verdiği röportaj… Böyle bakınca aslında Carax’ı anlıyorum, Holy Motors sinema üzerine bir film değil, ancak dediğim gibi filmin bütünü bir anlamda sinemanın kutsanması. Hatta NY Times’da “Leos Carax, Holy Motors’u film tarihinin yardımıyla çekmiş” yorumu yapılıyor. Zaten Carax, 16 yaşında sinemaya bulaşmış, Chaiers du Cinéma’da (sadece 6 ay gibi kısa bir süre de olsa) yazmış, bir zamanlar çok film izlediğini söylese de kendini ne bir sinefil, ne de bir yönetmen olarak gören, uzun sinema kariyerinde sadece 5 uzun metraj film çekmiş olsa da “ben sinema denen adada yaşıyorum” diyen birisi. Carax az önce verdiğim linkteki söyleşisinde Holy Motors’da sizin sinemayla olan ilişkinize dair önemli göstergeler var. Birisi “tüm hayatımı sinemaya adamalı mıyım?” diye sorsa ne dersiniz, sorusuna şöyle yanıt veriyor:

Sinemanın var olması bir mucize. Sinemanın icat edilmesi gerekiyordu. Başka hiçbir sanat “icat edilmedi”. Sinemada, makinelere ihtiyaç var. Fransızca’da “aksiyon!” demeden önce “Motor” denmesi boşa değil bence. Yaşam ve ölüme farklı perspektiflerden, birçok farklı açıdan bakabilmemi sağlayan ve sinema adı verilen, bu adayı keşfettiğimde 16 yaşında genç bir çocuktum. Her genç insanın sinemayla ilgilenmesi gerektiğini düşünüyorum. Orası güzel bir yer. Çok sayıda film çevirmedim, dolayısıyla kendimi bir yönetmen olarak görmüyorum. Kendimi yönetmen diye adlandırmak biraz züppece gelebilir, ancak ben bu adada yaşadığımı düşünüyorum. Burada yaşamaya değer!

Aslına bakarsanız, yönetmeni bu filmin bugün, bu dünyada yaşamak ve sanal gerçeklik hakkında olduğunu söylüyor. Yönetmeni gibi oyuncu Lavant da bu filmin sinema tarihi referansları, sembolik anlatımlar gibi “akli” yönünden ziyade bugün hayatta, herhangi bir insan olarak yaşamak gibi “hissi” yönüne vurgu yapıyor bir söyleşisinde. Tabi alt metne indiğinizde filmin “gerçeklik” ve “oyun” temalarından beslendiğini görmemek imkansız. Ne var ki film, her sahnesiyle sinemanın kutsallığını, sanatın o “aşkın” yönünü büyük bir ustalıkla vurguluyor. Filmin genel havasına, felsefi tabirle söylersek, o “yukarıdan bakış” sinmiş. Yani, Leos Carax, sanki bütün bir sinema tarihini, sinema aygıtının doğasını, bir filmin ne olduğunu, hangi ögelerden meydana geldiğini ve insanda bir film izlemenin nasıl bir etki bıraktığını, büyük bir titizlikle incelemiş ve uzun yılların ardından bütün bu ögeleri içinde barındıran Holy Motors’u sahneye koymuş. Oysa artık çok film izlemediğinden, her ne kadar farklı filmlere göndermeler yapsa da, (en azından bu filminde) sinema tarihiyle bir hesabı olmadığından ve nerdeyse filmin her bir yanını sapıkça bir titizlikle ölçüp biçmediğinden (ki nerdeyse tüm söyleşilerinde filmi çok hızlı bir şekilde tasarladığını söylüyor. bkz. Twitchfilm) bahsediyor Carax (diğer bir örnek için bkz. Avrupa Sineması‘nda Erdem Korkmaz çevirisiyle yayınlanan IndieWire röportajı). Bu halde geriye başka bir seçenek kalıyor, o da Leos Carax’ın ve sinemanın “ilahi” tarafı, yani bilgiden öte “hissiyat” dediğimiz şey, yahut yine felsefi bir tabirle söylersek Carax’ın “hakikati gören göz”ü . Holy Motors’dan bu kadar büyülenmemin sebebi de sanırım bu ilahi ve hakiki yan. Peki, Carax sinemanın bu “kutsal” yanını, hatta derinde yatan gizemini nasıl bütün doğallığıyla açığa çıkarabiliyor?

Holy Motors’da Carax’ın tüm filmlerinde oynayan Denis Lavant, bu kez 11 farklı rolde karşımıza çıkıyor! Filmin Fransızca sinopsisinde de belirtildiği gibi: “… Denis Lavant kameraların, film ekibinin, sahne ışıklarının, yönetmenin ve seyircilerin görünmediği bir filmde ölesiye yalnız, kendisinin olmayan bir hayattan diğerine geçiyor. Denis ya da filmdeki adıyla  Mr. Oscar bu filmde kendi düşmanı olmayan düşmanları öldürüyor, yine kendisinin olmayan karısı ve çocuklarına sarılıyor…”. Açılış sahnesindeki bir anlamda “gerçeküstü” hikayeden, filmin ilk sahnelerinde bir işadamı olarak gördüğümüz Oscar’ın, gün içinde gerçekleştirdiği “9 randevu”suna geçiyoruz. Açıkçası bu randevular, çoğunlukla farklı sinema türlerini temsil ediyor. Örneğin her ne kadar limuzin içindeki “gerçekçi” hava, sonraki dilenci rolünde devam etse de iki sahne arasındaki geçiş, seyirciyi şok ederken aslında sinemanın doğası gereği ne kadar “gerçekçi” olabileceği hakkında da izleyiciyi düşündürüyor. Sonraki randevuda adeta bir bilim kurgu filmi izlerken, birden mezarlık bölümü ile fantastik bir kurguya dalıyor, sonrasında ise “katil” rolünde izlediğimiz Denis Lavant ile bir macera/aksiyon filmini izlermiş gibi oluyoruz. Geçişlerde ve filmin başlarında karşımıza çıkan “siyah-beyaz” film kesitleri ise bizi sinemanın ilk yıllarına kadar götürüyor. Film, bizi kah genç yaştaki kızı ile iletişim kurmaya çalışan ancak başaramayan babanın dramına götürüyor, kah son nefesini veren yaşlı ve zengin bir adamın yatağına. Tam bu geçişlerin şok edici etkisini üzerimizden atmaya çalışırken filmde “ara verilip” şaşırtıcı şekilde bir müzikalin ortasında buluyoruz sanki kendimizi. Son randevuya geldiğimizde ise iki “oyuncunun” yeniden buluşması ile aşk, intihar ve ölüm üzerine düşünmeye başlıyoruz. Son sahnede ise adeta Ballard’ın “makineleşen” hikayeleri anlattığı romanlarını hatırlayıp, biraz fütüristik bir havayla kapatıyoruz perdeyi. Ve bütün bu hikayeleri birbirine bağlayan bir temel var filmde, yani söylemek istediğim şey, bu birbirinden oldukça farklı sahneleri birbirine bağlayan tematik bütünlükten yoksun değil Holy Motors. Hem de bütünün meydana geldiği parçalar bütünden fazlasını veriyor filmde. Aslına bakarsanız Leos Carax, bu filmde bir güne hayatın bütününü sığdırmak istediğinden bahsediyor ve Holy Motors’un sinema tarihini ya da farklı türler göstermek amacıyla değil de bugün içinde yaşadığımız “sanal gerçek” hayatı anlatmak için çekildiğini söylüyor. Zaten FilmMaker Magazine’de yer alan yazıda da sinemanın en temel olan bu özelliği hatırlatılıyor bizlere:  yani bir başkasının hayatına nüfuz etmek, yahut daha iyisi  kısa bir süreliğine de olsa onun bedenine girmek. Daha ileri giderek şunu iddia edeceğim: Sanki Carax bu filmi, Sheakspere’in o meşhur sözünden yola çıkarak yapmak istemiş.

All the world’s a stage,
And all the men and women merely players:
They have their exits and their entrances;
And one man in his time plays many parts…

(Türkçe çevirisini kendim yapmayı denedim):

Bütün dünya bir sahnedir,
Ve her bir erkek ve kadın ancak birer oyuncu:
Hepsinin bir girişi ve çıkışı var,
Ve bir adam kendine ayrılmış zamanda birçok rol oynar…

Dolayısıyla burada temel bir hakikatten söz etmek gerekiyor, yani insan olmaktan, şu anda ve şu yerde yaşamaktan… Oyunlar oynamaktan, Oğuz Atay deyişiyle belki biraz da “tehlikeli oyunlar” oynamaktan bahsediyor bu film. Sinema türleri arasında baş döndürücü bir hızla geçerken ve sinemanın ne olduğunun altını her seferinde yeniden çizerken, aynı zamanda sadece “tür” değil, oyunculuk ve hikayenin de altını üstüne getiriyor Carax. Sinemada ne yapılabilirse, tek bir filmde hepsini yapıyor. Hani derler ya, bazı yönetmenler hep aynı filmi çeker diye, Carax tüm filmleri Holy Motors’a sığdırıyor, sinemaya dair ne varsa tek bir filmde söylüyor hepsini. Denis Lavant ise oyunculuğu adeta yazıp bitiriyor, zaman zaman inandırıcılığını yitirmeye yaklaşsa da, o kadar çok karakteri aynı sahneye sığdırıyor ki, ne gerçek, ne kurgu, ne sinema, ne hayat, artık bir önemi kalmıyor. Sinemanın “oyun” yanını, filmin “gerçekliğini” alt-üst ediyor. Eğer sinema “hareket halindeki görüntüler”den vücut buluyorsa, eğer sinemanın çekici yanı “senaryo” ise, eğer bir filmi izleyenler, aslında oyuncu ile özdeşleşme ihtiyacı duyuyorlarsa, bu film hepsini içine alıp sinemanın da dışına taşıyor. Hatta bir yazıda bahsedildiği gibi belki de bir diğer efsanevi filmi “Köprü Üstü Aşıkları“nda yakaladığı başarının, sinemadaki “yapımcı” faktörüyle işleri yönetmenin bir anlamda aleyhine çevirmesinden korkan Carax, bunun son filmi olmasından endişelenir gibi, bir anlamda yapabileceği her şeyi yapmış bu filmde. Bazıları izlediklerine inanmayacaklarsa da, Oscar’ın patronu Michel Piccoli’ye söylediği gibi, belki de  “artık sadece oyunun güzelliği sebebiyle dahi devam etmek güzel geliyor”.

Leos Carax FilmMaker Magazine’den Scott Macaulay’e verdiği röportajda şöyle diyor:

(Sinemada bugün bir kırılma anından, köklü bir değişimden bahsediliyor…) Sanırım bu değişim hali hazırda gerçekleşti. Ve bu kez bu köklü bir değişim oldu. Ancak öyle sanıyorum ki, sinema her zaman için kendini yenileyecek güce sahip olmuştur. Sanırım sinemanın, o ilkel zamanlarında çekilen meşhur tren sahnesinin izleyenleri salondan kaçırdığı andaki bir anlamda mistik, bir anlamda büyüleyici gücüne yeniden kavuşması gerekiyor. (…) İçinde yaşadığımız bu dijital dönemde sinemayı sürekli bir biçimde yeniden keşfetmek zorundayız.

Holy Motors sinemanın yeniden ve tüm bütünlüğüyle keşfedildiği bir film. Sinemayı iyi bilen, kötümser ancak hassas, sıradışı olduğu kadar tüm kalplere seslenmesini de bilen biraz aykırı, biraz dahi, biraz melankolik, biraz da çılgın bir yönetmenin başyapıtı. Daha üzerine çok şey söylenip yazılacaktır, en azından öyle olmalı…

2 Comments

  1. Geri bildirim: 2013′ün (İzlediğim) En İyi Filmleri | sinedebiyatro

Yorum yapmak ister misiniz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s