BAŞKA?, Haberler
Comments 2

@MozartAbla’nın “İKSV’ye Açık Mektup”una Cevabım

Sevgili Mozart Abla,

Blogunuzda İKSV’ye hitaben yazdığınız mektubu okudum. Twitter’dan size ilettiğim mesajda belirttiğim gibi, bloga doğrudan yorum yazamadığım için (benim hatam da olabilir) yazınızı “Tutarsız” ve “Çarpıtılmış” olarak değerlendirdim. Şimdi bu mektupta neden böyle düşündüğümü açıklamama izin verin.

Öncelikle şunu belirteyim, niyetim “size karşı olmak”, yazınızı kötülemek, “karşıt-propaganda” yapmak yahut bir kurum olarak İKSV’yi savunmak değil. Şüphesiz ki her düşünce dile gelmeyi hak eder ve her düşüncede bir doğru yan vardır, ve lâkin bunun tersi de geçerli, yani her düşüncede yanlış bir yan da vardır. Öte yandan birey karşısında (kim olursa olsun), kurumu (hangisi olursa olsun) savunmak hoşlanacağım bir tutum olamaz. Ne var ki, bir “sanatsever” olarak, bir “lale kartlı” olarak yazınıza birkaç itirazım var.

İlk olarak Lale Kartlılardan alınan “milyon dolarlardan” bahsetmişsiniz. Sanıyorum rakamlar konusunda İKSV doğru bir bilgilendirme yapabilir, ancak lale karttan elde edilen gelirin o kadar fazla olduğunu düşünmüyorum. “Milyon Dolarlar” sözü yazının başında belirttiğim “çarpıtma” tutumu olarak değerlendirilebilir. “Bugüne kadar bizim vergilerimizle devletten aldığınız teşviklere ve ücretsiz salonlara da gıkımız çıkmadı!” demişsiniz, bu ülkede hangi uygulama eleştirilecek olsa öne sürülen “klişe” bahane budur. Bu konuda geçtiğimiz günlerde okuduğum bir yazıda İKSV’nin kendi yağıyla kavrulmaya çalışan bir kurum olduğunu öğrendiğimde ben de çok şaşırmıştım açıkçası. Ne yazık ki o yazının linkini bulamadım. Ancak genel bir araştırmayla şu sonuçları buldum :

  1. İKSV’nin 2012 bütçesi : 17 milyon $
  2. İKSV’nin bu yılki çalışan sayısı : 79
  3. İKSV bütçelerine kamu katkısı  (2010 yılında verilen oran) : Yüzde 7.
  4. Dünyadaki önemli festivallere kamunun katkısı (Eczacıbaşı’nın 2010’da telaffuz ettiği oran) : Yüzde 60.
  5. Lale Kartlıların bütçeye desteği (Yine 2010 yılında verilen oran) : Yüzde 6.

Yazınızın sonraki bölümünde sponsorlardan bahsetmişsiniz. Özel sektör olmasa (ki İKSV Eczacıbaşı’nın bir vakfı) Türkiye’de malesef sanat fon bulmakta zorlanıyor, o bizim ödediğimiz vergiler de o kadar, hele “bağımsız” sanata gitmiyor malesef. Hele AFM’nin yaptığı IF Istanbul “Bağımsız” Filmler festivali ile karşılaştırınca İKSV’ye şükretmekten başka bir şey yapamıyorum. Devam ediyorsunuz; “Hatta mybilet gibi bir alternatifiniz varken ya da onu bırakın kendi satış sisteminizi kurup bizleri biletix tekelinden kurtarabilecek güce sahipken bunu yapmayışınıza da elbet vakfın bir çıkarı vardır diyerek gıkımız çıkmadı!“. Buna diyeceğim hiç bir şey yok, sonuna kadar katılıyorum. Velhasıl “Tutarsızlık” burada devreye giriyor, bu lafı yazının başında etmişken, yazınızın sonunda şöyle bir not eklemişsiniz: “Not 1: Bakın neredeyse bir sayfa oldu ama bir kere bile biletix tekelini kırın demedim ama siz de artık lütfen yani“. Tutarlı mı?

Yaptığınız festivallerde bir kaç iyi isim getirip kalan programı “yeni isimleri destekliyoruz” bahanesiyle şişirmenize ve 2-3 bin euroya getirdiğiniz sanatçılar için bile 100-200 TL bilet ücretler almanıza da “sürdürülebilirlik için para da kazanmalılar” diyerek ses etmedik.” diye sürdürmüşsünüz yazınızı. Festivallerdeki sanatçıları ve sanat eserlerini “iyi isim” ve “dandikler” diye ayırmak, bir sanatsevere ne kadar yakışıyor? Birçoğumuz o festivallerde yeni yönetmenler tanımadık mı? Bienal de ne ki? diye gittiğimiz yerlerde sanatın yeni olanaklarını keşfetmedik mi? İKSV sanatın kalitesinden de mi sorumludur? Yahut uyanık satıcı gibi sadece “iyi isim” yahut “iyi eser” mi getirmeli, bize keşfedilecek hiçbir şey bırakmamalı mıdır?

İKSV’nin zaten düşük maaşlarla çalışan emekçileri bile biletlerini kendi paralarıyla alırken genç sanatçılara etkinliklerinizin kapılarını ücretsiz açmanızı da beklemedik.” demişsiniz, “emekçi” lafı bana sanatta ideolojik gelen bir kelime, ayrıca İKSV ile iş görüşmesi yapan biri olarak o bildiğiniz “emekçi” pozisyonlarının olmadığını tahmin ediyorum. “Genç sanatçılara kapısını ücretsiz açmak” derken, festivallerdeki atölyeler ücretsiz bildiğim kadarıyla, birçok özel kurum da bu şekilde ilerliyor. Ayrıca önceki bölümde dediğiniz gibi “yeni isimler” genç sanatçı değil midir? Onları İKSV burada ağırlamıyor mu? Bu genç sanatçılara kapıları ücretsiz açmak değil midir?

Yazının son kısmında sanatta eşitlik meselesi üzerinden Lale Kart sahiplerinin öncelikli bilet alma hakkının olmaması gerektiğini söylemişsiniz. Her şeyden önce sanatta “eşitlik” gibi bir mesele tartışma konusu edinilebilir, sanat ideolojik bir mesele değildir. Ayrıca eşitlik lale kart sahibi olmak ve olmamak arasında değil, hangi lale kartınız olduğu meselesi üzerinden de eleştirilebilir. Herkes İçin Sanat herkese eşit fiyata ve aynı anda bilet satmak da olamaz. Bir Tam Bir Öğrenci gibi, Gündüz Seansları 5TL gibi uygulamalarla bu alanda çalışılıyor, yeterli mi, değildir, orası ayrı. Yazınızda dediğiniz “eşit koşullarda sanata ulaşmak” sanatçı duyarlılığından öteye gitmeyen bir söylem, oysa farklı koşullarda eşit haklarla ulaşmak mümkün olabilir. Şunu da ekleyeyim, geçtiğimiz sene Filmekimi’ne geç kaldığım ve Lale Kartım olmadığı için çok az bilet bulabildim. Ancak tepkim “Lale Kart’lılar, önceden gelenler biletleri bitirmiş!” olmadı. Ayrıca biletlerini biletix’den alıp sıra beklemeden ancak hizmet bedeli ödeyerek alanlar da var, sabahın 8’inde sıraya girip alanlar da… Şimdi onlar fazla para ödediği için neden sıra beklemiyor diye hayıflanmak mı gerek, gündüz seanslarına gidemiyorum, akşam seansları neden pahalı diye mi şikayet edelim? İKSV bu ülkede iyi-kötü 30-40 yıldır sanat festivali düzenliyor, 2010 yılında 30 milyon lira borcu varmış bu kurumun. Şimdi bilet fiyatlandırması üzerinden, sponsorluktan, “eşitliğe aykırı” olmaktan İKSV’yi topa mı tutalım? Yoksa bu kadar özverili çalıştıkları için (hataları da olabilir) hatalarını mazur mu görelim? Yazınızı bu anlamda da “çarpıtılmış” buldum malesef, en azından “iyi niyetli” bulmadım. Biz Lale Kartlıları “sanata destek verdiğimiz” için seviyormuşsunuz, başımız gözümüz üstüne, tüm lale kartlılar adına konuşamam elbet, ama şunu söyleyebilirim. Lale Karta verilen para, festivallerde yahut üye restoran/kafelerde aldığınız indirimleri karşılamaz, bunun dışında sunduğu en önemli avantaj ise öncelikli bilet alma hakkı, en azından benim için. “Lale Kartlıları mutlu edecek başka formüller” elbet bulunabilir, bulunsun; velhasıl sizin yazınızda belirttiğiniz gibi bu kez de “sanata desttek veren” bir avuç insana haksızlık yapılmasın. Şu da gerçek ki; Siyah Lale kart sahipleri, diğer lale kart sahiplerinden bir gün önce biletlerini alırlar, bu da başka bir yönüdür işin. Örneğin İstanbul Film Festivali’nde Lale Kartım olmasına rağmen “Yeraltı” filmine bilet alamadım, bu mümkündür, normaldir, bunda kızılacak “haklı” bir yan çok az vardır. O da bir vakıf işletmesini, “sürdürülebilir” olması gereken bir kültür işletmesi açısından değil, “sanatsal duyarlılık” açısından anlaşılabilir. Ama ne yazık ki, bu duyarlılıkla bu tarz kurumlar yönetilemez.

Sözün özü, “niyetimiz kimseyi kırmak değildir”, lakin kendimle ilgili de gördüğüm bir meselede fikir beyanatıdır, aynen sizin yaptığınız gibi. Gayem sizin görüşlerinize farklı görüşleri eklemektir; ki buradan iyi bir tartışma ve fiki alışverişi çıkabilsin. Yineliyorum, (tekrara düşme pahasına da olsa) görüşlerinizi yanlış, değersiz bulduğum için değil; aksine değerli bulduğum ve kendi adıma bir cevap vermem gerektiğini düşündüğüm için yazdım bu yazıyı. Şunu da öğrendim; demek ki bu noktada bir rahatsızlık var toplum nezdinde, (her ne kadar Twitter’da bahsettiğiniz 36 RT toplum sayılmaya yetmiyecekse de), bu rahatsızlığı gidermek de, iki tarafı mağdur etmeyecek çözümü bulmak da İKSV’ye düşer. Ne ki, yazınız bir dost tavsiyesinden ziyade (örneğin belki de söylenmesi gereken, festivallerde Lale Kartlılar tarafından yoğun ilgi gören -ki birkaçı geçmez- ve bileti çabuk tükenen filmler için ivedilikle ek seans konulması önerilebilirdi), bağcıyı döven üzüm yiyiciye benziyor @MozartAbla

Saygılarımla,

Soner Sezer

2 Comments

  1. Geri bildirim: 2013 İstanbul Film Festivali Önerileri | sinedebiyatro

Yorum yapmak ister misiniz?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s