Aylar: Mayıs 2012

Aşk Mektupları ve Mektup Aşkları

Tiyatro Festivali’ne Cuma akşamı, daha önce belirttiğim gibi, Aşk Mektupları oyunu ile start verdim. Ancak, ilk oyun bende biraz hayal kırıklığı yarattı açıkçası. İki kişinin hayatı boyunca birbirleri ile mektuplar üzerinden bir aşk yürütmesi fikri ilginç gelse de, yazı ve tiyatro arasındaki farkları bir kez daha derinden hissederek, oyunu oldukça vasat buldum. Neden?

Doğu’nun Limanları: İstanbul’dan Geçen Bir İsyan

Doğu’nun Limanları özellikle şu sebeplerle ilgimi çekti: İstanbul, Adana, Beyrut gibi şehirlerde geçmesi, anlatılan tarihin biraz da bizim tarihimiz olması, sonra limanlar, zorunlu ya da gönüllü yolculuklar, Paris’te devrim yılları, devrimci aşklar…

İsyan’ın hikayesi de insanın içini saran, tutkulu, hüzünlü bir hikaye. Zaten kahramanının adı İsyan olan bir roman, ilgi çekizi olmaz mıydı?

Cold Souls: Satılık Ruhlar Dükkanı

ilm, Woody Allen’ın rüyasında kendisini bir nohut olarak görmesinden esinlenmiş. Başroldeki Paul Giamatti aktör ve Çehov’un Vanya Dayı’sında oynuyor (filmde de kendisini oynuyor), ancak deyim yerindeyse o ruha girmekte biraz zorlanıyor ve kariyerinde sorunlar yaşıyor. Sonra bir gazetede gördüğü “Ruh Merkezi”ni ziyaret etmeye karar veriyor. Sitede de belirtildiği gibi John Malkovich Olmak ve Eternal Sunshine of the Spotless Mind filmlerinden tanıdığımız Charlie Kaufman senaryolarını hatırlatıyor film.

18. İstanbul Tiyatro Festivali: Bu Bir Bilet Değildir!

İKSV’nin düzenlediği İstanbul Tiyatro Festivali 10 Mayıs’ta başlıyor. Her ne kadar bu alanda öyle uzman filan olmasam da seçtiğim oyunlardan yola çıkarak nacizane birkaç önerimi dile getirmek istiyorum. Ha bu arada bu başlık ne? diye soruyorsanız da, bunun o çok sevdiğim üstad Magritte’e bir gönderme değil, Biletix’den aldığım biletler ile birlikte verilen hizmet bedeli faturasının bilet formatında olması ve üzerinde büyük puntolu harflerle “BU BİR BILET DEGILDIR” yazması olduğunu belirtmemde yarar var. Neyse geçelim nacizane önerilere…

Ayfer Tunç’tan Kapak Kızı: Kim daha çıplak?

Hikayelerin güzelliğine inanıyorsanız, toplumda kadının yeri konusunda alışılagelmiş basit kalıplara inanmıyorsanız, tren yolculuklarını seviyorsanız, her yolculuğun aslında bir tür kendine yolculuk olduğunu düşünüyorsanız, has edebiyattan zevk almayı biliyorsanız, ve kesişen hayatlar sizi büyülüyorsa bence bu kitap sizin için iyi bir durak olacaktır.