Yıl: 2008

Saatler Nereye Göre Ayarlanmalı?

“Yeniliği kendilerine ucu dokunmamak şartıyla seviyorlardı. Hâlâ da o şartla severler. Fakat hayatlarında emniyetli ve sağlam olmayı tercih ediyorlar”. Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Dergâh Yayınları, 2007, sayfa 361. Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf romanı girişinde Ahmet Oktay’ın şu sözleri yer alır: Romancılarımız gündelik yaşama, yerel sorunlara, bireyler arası çatışmalara duyarlıdırlar ama Türkiye’nin geçirmekte olduğu toplumsal/kültürel değişim/dönüşüm, dolayısıyla doğu/batı sorunsalından kaynaklanan ya da o sorunsal çerçevesinde oluşan sorunlara karşı daha duyarlıdırlar. Ahmet Oktay, bu sözleri Kuyucaklı Yusuf’un yayım yılı olan 1937 öncesi Türk Edebiyatı için sarf etmiştir. Her ne kadar 1961 yılında yayımlansa da Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı, aşağı yukarı bu dönemi anlattığından kitapta doğu/batı sorunsalı önemli yer tutmaktadır. Bilindiği gibi Tanpınar romanlarında bir “arada kalma” durumu söz konusudur. Bireyler, bir yanda ilerleme, batılılaşma, aydınlanma; diğer yanda “sahip olduğu değerler” arasında bocalar. Modernleş(e)me(me) mevzuuna, Huzur’ da bir “entelektüel”in gözünden bakan yazar,  Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde orta sınıftan Hayri İrdal’ ın serüvenini mercek altına alır. Kendi sözlerinden ödünç alacak olursak; Hayri İrdal  “aydın” biri değildir, hatta düpedüz cahildir. Zaten aydınlanma(ma)nın acısını da daha ziyade onun gibiler çeker. Kendisini, …

Ali’nin Tatil Kitabı

“Tatil kitabı, rutin ve bu durumun kendisini sürekli tekrar etmesi üzerine bir film” – Radikal Genç Yaz aylarının basık ve bunaltıcı havasını neyse ki bu ay biraz atlatabildik. Havaların serinlemesi bir yana, merakla beklediğimiz yerli filmlerin önümüzdeki günlerde birbiri ardına gösterime girecek olması da yüreğimizi ferahlattı. Bildiğimiz gibi, henüz ulusal bir sinema dilinden söz edecek nitelikte olmasa da, Türk sineması son dönemde oldukça özgün ve üretken yönetmenler yetiştirdi. Hal böyle olunca bahsedilmesi gereken o denli film oluyor ki, insan hangisinden başlayacağını nasıl anlatacağını bilemiyor. “Reha Erdem’in en sert ve etkileyici filmi” olduğu iddia edilen Hayat Var, Nuri Bilge Ceylan’a Cannes’da en iyi yönetmen ödülü getiren 3 Maymun; Peyami Safa’nın Selma ve Gölgesi romanından esinlenen yazar, ressam, müzisyen ve sinemacı Mehmet Güreli’nin Gölge filmi, usta sinemacı Erden Kıral’ın bütün bilgi birikimini aktardığı söylenen Vicdan, Semih Kaplanoğlu üçlemesinin Yumurta’dan sonraki ikinci filmi Süt, Derviş Zaim’in tek planda çektiği Nokta, Özcan Alper’in Altın Koza’ da en iyi film ödülünü aldığı Sonbahar… Liste bu şekilde uzayıp gidiyor! Anlayacağınız yıl sonuna kadar bizlere durmak yok, neredeyse her hafta yeni bir …